İzleyiciyi distopik bir geleceğe götüren The Platform, her katta bir hücrenin, her hücrede iki kişinin olduğu dikey bir hapishanede geçiyor. Her gün sadece iki dakika bu dikey hapishanenin en üst katından aşağı yiyecek gönderiliyor. Üst kattakiler yiyecekleri ele geçirmek için zamana karşı yarışırken, en alt kattakiler açlık içinde her geçen gün biraz daha vahşi, biraz daha radikal hâle geliyor. Filmde üst kattakilerin alttakilere göre daha iyi beslendiği bu hapishanedeki bir mahkûmun, herkese yeterince yemek ulaşması için sistemde değişiklik yapmaya başlamasıyla yaşanan olayları konu alıyor.
18 yaş ve üzeri için uygun. (Küfür, şiddet veya cinsellik içerebilir.)
İnsanların çoğu alt kattayken adaletsizlikten şikâyet ediyor üst kata çıkınca aynı şeyi kendileri yapıyor. Film bence insanların sistemden çok kendi davranışlarını eleştiriyor
lan o son sahne küçük kız ölüyor mu ya
Ayrıştırmak istemem aslında ama maalesef yobazların anlamadığı ve komünistlerin abarttığı bir film olmuş. Yine de izlenmeye değer. Sonuç itibariyle içi boş bir film değil, bir düşünce ve bakış açısını temsil ediyor olması değerli kılıyor.
Bu filmin anlattığı felsefeyi anlamayanlar, aynı filmde bir sistem yaratılma çabasına karşı çıkanlar gibi agresifleşip filmin sıkıcı, anlamsız, yarım bırakılmış vs. olduğunu söylemişler. Ne kadar zekice ve her bir detayı mesaj vermek için yaratıldığını algılayamamışlar. Filmi bir tane yorumla anlatmak elbette zor. Ancak ben yalnızca filmin sonundan bahsetmek istiyorum. Filmleri tüketip bitirmek için izleyen birçok izleyici " Adama sonda ne oluyor? ", " Sonunu biz mi hayal edelim? " gibi yorumlarda bulunmuş. Çünkü ekranda gördükleri olayı olduğu gibi kabul edip onu "Niye" gördüklerini düşünmeye akılları ermemiş. Orada verilmek istenen metaforu anlamamışlar. Goring (ana karakter), Baharat (yoldaşı) ile birlikte Sistem'i değiştirmek, insanları uyandırmak uğruna kendini feda edenleri temsil ediyor. Goreng'in en zor anlarında hep gözünün önünde ölenleri hayal ettiğini biliyoruz. Filmin en sonunda ise ölmeden önce en sonki görevi olan mesajı yollamak için görev uğruna en az kendisi kadar yaralanan ve şehit olan arkadaşını bırakıp, kızı (yani mesajı) platforma bindiriyor. Ondan sonra ise Trimagasi (yaşlı adam) ile olan konuşmaları adeta iki ruhun diyalogları gibi. İzlediği filmin verdiği mesajı anlamayan ve sadece yüzeysel düşünebilen, mantık muhakeme kuramayan, gördüğünü kendisine direkt sunulmayan ile karşılaştıramayanların anlamadığı bir sahne. Kişi son görevini de tamamlayıp kendi öldürdüğü ve öğütleri yolculuk boyunca zihninde kalan eski dostu ile birlikte karanlığa, ölüme doğru yürüyor. Daha basit anlatayım: Adam zaten çok yaralı ve bitkin, en son platforma biniyor ve kızın kucağında uyuduğu sahnede ölmüş oluyor. Diyeceksiniz "e adam yürüdü çıktı platformdan, ne yani karanlıkta öylece oturacak mı". Adamın cansız bedeni platformda yatıyor. Belki yolda parçalanıp savrulacak. Belki platform en aşağı indiğinde ölmek üzereyken aşağı yuvarlandı. Ancak o insanlık piramidinin düzenini değiştirmek için kendini feda etti. Basitçe anlatmak gerekirse film sonuyla bize diyor ki, eğer çok büyük değişimler yaratıp, fikirleri değiştirmek istiyorsanız kendi canınızdan korkmayacaksınız. Kendi sonunuzu planlamayacaksınız, kendi bedeninizin geleceğinin karanlıkta kalmasına izin vereceksiniz. Çünkü bu bir bilinmezlik. Önemli olan yaşadığınız süre boyunca ne yaptığınız, nelere yol açtığınız. Tarihte büyük devrimler yarattıktan sonra uzun yaşlara kadar yaşayıp doğal olarak ölen tek bir insan bulabilir misiniz?
filmin kendi içinde bir felsefisinin olması beni çok etkiledi izlediğim en iyi filmlerden biriydi
Bence çok güzel ve ince mesaj veren bı film izleyin
abartıldığı kadar aman aman bir film değil başı sonu yok 2. filmi varmış onu izlicem bakalım ama o daha kötü diyorlar sırf arkadaşım ısrar ediyor diye izlicem çok etkilendim falan dediği için bence pek bi şey yok 10/6
Güzel film
Birçok sosyal metaforların yer aldığı filmde katlar arısındaki farklılıklar, toplumdaki farklı sınıfları temsil ediyor. Bolluk seviyesindeki bencil insanların ihtiyacı olanı düşünmeyerek, zengin ve fakir arasındaki farkı, adaletsizliği, asalak gibi birbiri üzerinden geçinen insanları ve zamanında ben çok açlık çektim bana ne şimdi de onlar çeksin düşüncesizliği çarpıcı bir şekilde anlatılmış. (Aslında herkes hakkına riayet etse, bencillik yapmasa dünya ne kadar güzel yaşanılır hale gelir.Günümüzde malum virüs nedeniyle marketleri talan edenleri, bunun bir çok örneklerini de net bir şekilde görmüş olduk.) Filimde verilen toplumsal mesaj teması her ne kadar güzel olsa da, seçilen anlatım şekli, mide bulandıran kanlı işkence sahneleri çok rahatsız edici. Sonunu da bağlayamayarak ucu açık bir şekilde izleyicinin yorumuna bırakmış ve insanı düşünmeye sevk etmiş.Ben kaçıncı kattayım ? Farklı Konusuyla etkisi altında kalacağınız bir filim.Mutlaka izleyin!
AÇLIK ÖLDÜRMEZ AÇGÖZLÜLÜK ÖLDÜRÜR...