The Banshees of Inisherin, 1920’lerde İrlanda’da Inisherin adlı ücra bir adada geçiyor . Colm , bir gün, durup dururken en yakın arkadaşı Pádraic’e “Artık senden hoşlanmıyorum işte” deyiveriyor ve arkadaşlıklarını sonlandırıyor. Basit görünen bu durum, ikilinin yaşadığı küçük kasabayı en derinlerine kadar sarsıyor. Aynı anda hem komik hem sert, hem trajik hem de dokunaklı The Banshees of Inisherin, erkekler arası dostluğun ve kardeş kavgalarının benzersiz bir portresini çiziyor
18 yaş ve üzeri için uygun.
Süre
114 dakika
İzlenme
292,269 izlenme
Kategori
Kafa karıştırıcı olsa da yıllar sonra bile akılda kalıcı bir film.
iyi oyunculuk ve irlanda tarihini sevenlere..puanım 7..
Tabiki beğenmedim
Anlayistan yoksun insanlar iste boyle hayati zindan eder. adam esek icin adami oldurecek, digeri de bir aptal ile muhatap olmamak icin parmagini kesiyor. tam bir atasozu soleni gibi. aklima butun atasozleri geldi bunu izlerken.
ya çok şey yazmak lazım... aşağıda bir arkadaş güzelce yazmış. Yada kısaca film anlatılmaz izlenir demek lazım.. 10/7 Film ile ilgili ama spoiler değil (aptallığın tedavisi yok)
hafızam siinse de tekrar tekrar izlesem
sadece izleyin pişman olmayacağınız bir başyapıt yorumlara bakmayın siz
32. dakikada filmi kapattım sarmıyo
filimde zeki olan tek kişi şu köpek
Bazı performanslar vardır; sadece bir karakteri değil, bir insanın ruhunu, kalbini, çöküşünü ve sessiz çığlığını canlandırır. The Banshees of Inisherin’de Colin Farrell, işte tam olarak böyle bir şey yapıyor. Hayır, sadece iyi oynamıyor. Oynamıyor bile aslında. Yaşıyor. Soluyor. Acıtıyor. Farrell'ın canlandırdığı Pádraic karakteri, İrlanda'nın ıssız bir adasında geçen bu sessiz trajedinin merkezine öyle bir oturuyor ki, izleyici onunla birlikte gülüyor, onunla birlikte kahroluyor. Oyunculuğu o kadar içten, o kadar katmanlı ki, sanki perdede bir aktörü değil, bizzat Pádraic’i izliyormuşsunuz gibi. Gözlerindeki buğulu hüzün, çaresizlikle karışık masumiyet… Bunlar öyle efektle, ışıkla olacak şeyler değil. Bu, içsel bir yanma halidir; Farrell’ın ekranın ötesine geçip seyircinin ruhuna dokunmasını sağlayan bir büyü. Martin McDonagh’ın keskin diyalogları ve minimalist anlatımı, Farrell’ın devleşmesi için adeta özel olarak tasarlanmış gibi. Her kelimesi bir şiir gibi ağızdan dökülüyor, her susuşu ise bir roman uzunluğunda. Hele o hayal kırıklığı sahneleri… Sanki Shakespeare’in Hamlet’i ile Chaplin’in Küçük Serseri’si birleşmiş de İrlanda’ya sığınmışlar. Farrell, uzun yıllardır dikkat çeken bir oyuncuydu, evet. Ama The Banshees of Inisherin, onun sinema tarihine kazındığı filmdir. Bu performans, sadece bir yılın en iyisi değil — bir dönemin, belki de bir kuşağın tanıklık ettiği en incelikli ve sarsıcı oyunculuk örneklerinden biridir. 🎭 The Banshees of Inisherin, yalnızca bir film değil; Colin Farrell’ın “Oyunculuk nedir?” sorusuna verdiği lirik, acılı ve unutulmaz cevaptır.