Sadece kayıtlı üyeler yorum yapabilir. Bir kaç saniye içerisinde kayıt olabilirsiniz.
caprisun
İstanbul Film Festivali’nde görüp izleme şansına sahip olamamıştım. İran sineması. Genelde güzelden ziyade anlamlı filmler ortaya çıkartıyorlar. Bu İran’ın sosyo kültürel yapısından kaynaklanıyor. Filmi yeni izledim ama filmin uyarlandığı Bütün İsimler (Jose Saramago) kitabı rafımda duruyor. Yazarın diğer kitaplarındaki anlatım tarzı hoşuma gitmediği için başlamamıştım. Ancak filmin olay örgüsü, kurgusu tatmin ediyor. Ana tema da gayet ilgi çekici. Karakterlerin kişiliklerindeki tezatlıklar, yönetmenin insan davranışlarıyla ilgili çözümlemeleri, kendi içimizdeki farklılıkları ve kişisel kusurlarımızla başa çıkma biçimlerimizin bizi nasıl etkilediğini görüyoruz.
ozlemshy
Bu yorum spoiler içeriyor!
Yorumu görmek için tıklayın.
her sey tamam okayde cocukla jalalın babası nereden tanısıyordu kafayı yicem
fahrettin68
Bu yorum spoiler içeriyor!
Yorumu görmek için tıklayın.
İran filmlerini genel olarak beğenirim. Bunda da hikaye güzeldi, sıkılmadan izlenir. Keşke biraz mantık bağlantısı kurabilselerdi. En azından birini kayıp ikiz kardeş falan yapsalardı. Ya da şöyle spin-off uydurayım: adamlar ikiz olsaydı, biri kaybolup, çocuk esirgeme kurumu büyütmüş falan olsaydı. sonra bir kızın birine aşık olsaydı, kızın ailesi babasının görevi gereği başka şehire taşınsaydı. Sonra adam sevdiği kıza ikiz gibi benzeyen başka bir kızla evlenseydi. Diğer kız zaman içinde şehre geri dönseydi ve adamın kayıp ikiziyle evlenseydi. Ondan sonra da filmdeki hikaye olsaydı, bu benim eklediğim parçayla biraz daha gerçekçi bir hikaye ortaya çıkardı. Ama o zaman Hint filmi gibi mi olurdu acaba?
Arjen-fu
Bu yorum spoiler içeriyor!
Yorumu görmek için tıklayın.
Olağanüstü bir film. Aynı görüntü aynı tip içinde tamamen farklı insanlar. Kadının biri sürekli mutsuz, huzursuz, depresif, ağlak, memnuniyetsiz diğeri gayet mutlu, olumlu, pozitif, esprili, tebessüme gülmeye hazır, hayatı olduğu gibi kabul edebilen, görebilen, etrafındaki iyi şeylerin kıymetini bilebilecek, dengeli ve iyicil biri. Adamların biri yine huzursuz, mutsuz, şefkati, sevgisi, vicdanı eksik, saldırgan, kadir kıymet bilmez, hırsız, haksız, hukuksuz, hem suçlu hem güçlü, asabi, anlayışsız, insaniyetsiz, inatçı, ters biri. Diğeri ise, sakin, huzurlu, değer bilen, seven, vicdanlı, müşfik, sevecen, esprili, yardımsever, vicdanlı, diğergam, olumlu, saygılı, şiddetten uzak, iyi biri. Aynı bedenlerde iki çift insan ve yanlış eşleşmişler. Uyumsuzlar. Sonuç bir doğu düşüncesi bakışı. Korkma yanındayım diyor elini tutuyor, diğeri de korkmuyorum diye cevap veriyor. İkinci bir dünyanın varlığı zemininden hareketle bitiyor film. Yani burası zaten gerçek dünya değil gerçek ve ebedi dünyada onlar bir bakış açısıyla zaten bir çift oldular bile. Mutlu dengeli kadın sorar: "neden ağlıyorsun", dengesiz huzursuz depresip, anksiyeteli, mutsuz kadın cevap verir: "sen neden ağlamıyorsun?" İnsanlar huylarıyla var oluyorlar, seviliyor ya da sevilmiyorlar. Aynı tip biri illet tiksinç bir şey, diğeri de tam tersi karakterli güvenilir, düzgün sakin. Biz nasıl insanlarız, bu haritada biz nereye düşüyoruz?
İstanbul Film Festivali’nde görüp izleme şansına sahip olamamıştım. İran sineması. Genelde güzelden ziyade anlamlı filmler ortaya çıkartıyorlar. Bu İran’ın sosyo kültürel yapısından kaynaklanıyor. Filmi yeni izledim ama filmin uyarlandığı Bütün İsimler (Jose Saramago) kitabı rafımda duruyor. Yazarın diğer kitaplarındaki anlatım tarzı hoşuma gitmediği için başlamamıştım. Ancak filmin olay örgüsü, kurgusu tatmin ediyor. Ana tema da gayet ilgi çekici. Karakterlerin kişiliklerindeki tezatlıklar, yönetmenin insan davranışlarıyla ilgili çözümlemeleri, kendi içimizdeki farklılıkları ve kişisel kusurlarımızla başa çıkma biçimlerimizin bizi nasıl etkilediğini görüyoruz.
her sey tamam okayde cocukla jalalın babası nereden tanısıyordu kafayı yicem
İran filmlerini genel olarak beğenirim. Bunda da hikaye güzeldi, sıkılmadan izlenir. Keşke biraz mantık bağlantısı kurabilselerdi. En azından birini kayıp ikiz kardeş falan yapsalardı. Ya da şöyle spin-off uydurayım: adamlar ikiz olsaydı, biri kaybolup, çocuk esirgeme kurumu büyütmüş falan olsaydı. sonra bir kızın birine aşık olsaydı, kızın ailesi babasının görevi gereği başka şehire taşınsaydı. Sonra adam sevdiği kıza ikiz gibi benzeyen başka bir kızla evlenseydi. Diğer kız zaman içinde şehre geri dönseydi ve adamın kayıp ikiziyle evlenseydi. Ondan sonra da filmdeki hikaye olsaydı, bu benim eklediğim parçayla biraz daha gerçekçi bir hikaye ortaya çıkardı. Ama o zaman Hint filmi gibi mi olurdu acaba?
Olağanüstü bir film. Aynı görüntü aynı tip içinde tamamen farklı insanlar. Kadının biri sürekli mutsuz, huzursuz, depresif, ağlak, memnuniyetsiz diğeri gayet mutlu, olumlu, pozitif, esprili, tebessüme gülmeye hazır, hayatı olduğu gibi kabul edebilen, görebilen, etrafındaki iyi şeylerin kıymetini bilebilecek, dengeli ve iyicil biri. Adamların biri yine huzursuz, mutsuz, şefkati, sevgisi, vicdanı eksik, saldırgan, kadir kıymet bilmez, hırsız, haksız, hukuksuz, hem suçlu hem güçlü, asabi, anlayışsız, insaniyetsiz, inatçı, ters biri. Diğeri ise, sakin, huzurlu, değer bilen, seven, vicdanlı, müşfik, sevecen, esprili, yardımsever, vicdanlı, diğergam, olumlu, saygılı, şiddetten uzak, iyi biri. Aynı bedenlerde iki çift insan ve yanlış eşleşmişler. Uyumsuzlar. Sonuç bir doğu düşüncesi bakışı. Korkma yanındayım diyor elini tutuyor, diğeri de korkmuyorum diye cevap veriyor. İkinci bir dünyanın varlığı zemininden hareketle bitiyor film. Yani burası zaten gerçek dünya değil gerçek ve ebedi dünyada onlar bir bakış açısıyla zaten bir çift oldular bile. Mutlu dengeli kadın sorar: "neden ağlıyorsun", dengesiz huzursuz depresip, anksiyeteli, mutsuz kadın cevap verir: "sen neden ağlamıyorsun?" İnsanlar huylarıyla var oluyorlar, seviliyor ya da sevilmiyorlar. Aynı tip biri illet tiksinç bir şey, diğeri de tam tersi karakterli güvenilir, düzgün sakin. Biz nasıl insanlarız, bu haritada biz nereye düşüyoruz?