Yüksek güvenlikli bir hapishanede bir gün 10 mahkum birden ölü bulunur. Ölüm sebepleri kalp krizi olarak gösterilse de Erol ve Selin bu olayın aslını bulmakta kararlıdır.
Yüksek güvenlikli bir hapishanede bir gün 10 mahkum birden ölü bulunur. Ölüm sebepleri kalp krizi olarak gösterilse de Erol ve Selin bu olayın aslını bulmakta kararlıdır.
Çok beklentiye girmeden pazar akşamı izleyebilirsiniz... 6,5pn
Müdür ve hamza (güv amiri) haric diğerleri gayet başarılıydı.. Vee güvenlik adımı ve olay bağdaştırma adına fikirler edindim.. Mantıklı birlestirmeler.. Ve emniyet sisteminin nasıl isteyip olayı kapattımlarınj gorduk.. Birilerinin duysa ne olur biliyor musun... Bu haldeyiz.. Allah yetkiyi verdiklerine vicdanda versin.. Genel olarak güzel.. Bence izleyin ☺
Fena değil. Siteye teşekkürler
bence güzel bir film, merakla izliyorsun, güzel bir polisiye, oyunculuklar iyi. sıkılmadan izledim.
Bir çok mantık hatası ve tutarsızlığa rağmen yine de seyredilebilir. Siteye teşekkürler.
1 hafta önce yazdığım ve onaylanmış gözüken yorumum burada gözükmüyor. O yüzden tekrar ekliyorum. Filmin ilerleyişi, kurgusu bir kitaptan uyarlama gibi. İzlediğim en iyi Türk filmi değil, yanından bile geçemez ancak güzel bir film. Kendisini izleten, güzel bir polisiye. Pek ters köşelik bir durum da yok aslında filmin ortasında tahmin ettiğim gibi çıktı sonu. Tembel zihinler için ters köşe diyebiliriz sonuna. Tek merak ettiğim neden sorusuydu. Onu da son sahnede biraz amatörce açıklıyorlar ve filmi alelacele bitiriyorlar. Sonu çok iyi bağlanamamış, daha etkili olabilirdi.
senaryo fena değil, oyunculuk kötü, 2 tane yan karakter çok abartılı tiplemeler ama böyle filmler lazım daha iyilerine ulaşmak için
Oyunculuk berbat senaryo kötü film kötü zamanınıza yazık
MERAKLISI İÇİN:Filmdeki senaryonun tamamen bir kurgu ve sallamasyon olup gerçeklerle zerre kadar bağdaşmadığını net şekilde göstereyim önce: Filmde, formaldehitin varfarin zehirlenmesini gizlediği fikri kriminoloji ve adli tıp açısından olası bile değildir. Varfarin, kanın pıhtılaşmasını, K vitamini gibi pıhtılaşmayı sağlayan faktörleri eksilterek engelleyen bir antikoagülandır. Yüksek dozlarda alındığında iç kanamaya ve ölüme yol açar. Yani kalp krizi bir plak ve tıkanma sonucu pıhtıyla ilgilidir dolayısıyla kalp krizi yapmaz hatta tam tersini yapar, pıhtıyı eritir. Varfarin, pıhtıları çözerek ve pıhtılaşmayı önleyerek damar tıkanıklığı riskini azaltır çünkü. Varfarin, özellikle atriyal fibrilasyon gibi durumları olan veya protez kalp kapağı takılan hastalarda, pıhtı oluşumunu ve dolayısıyla kalp krizi veya inme riskini azaltmak için kullanılan bir maddedir. Kanı sulandıran, pıhtıyı engelleyen bir maddenin damarı tıkayıp kalp krizine neden olması ihtimali sıfırın altındadır:)) Filmdeki varfarinin kalp krizine neden olması, dramatik etkiyi artırmak için seçilmiş, ancak ilacın farmakolojik etkisiyle uyuşmayan kurgusal bir nedendir. Yani kalp krizi olacaksa da bunu engeller Varfarin. Otopsi sırasında belirgin iç kanama belirtileri (geniş çaplı morluklar, organlarda kanama vb.) nedeniyle kolayca tespit edilebilir. 48 saat sonra ortaya çıkmaz. Zehirlenmenin kendisi 24-72 saat içinde ortaya çıkar. Ve bu tarz bir duruma düşmek için yüksek dozda alınması gerekir. Yani fırçaya sürülen miktarla falan bu iş mümkün değil. Öyle bile olsa aynı saatte ölmüş 10 kişi (biri dişini o gün fırçalamamış – mahkumlar ne kadar da şahsi bakımına dikkat eden insanlarmış hem de onu birden) mümkün değil. Aynı anda dişlerini fırçalamaları, o fırçayla yüksek doz zehir almış olmaları ki o yüksek dozu fırçaya koyamazsın (Varfarin renksiz kokusuz beyaz bir tozdur bu arada) koysan bile fırçalamada macunun ya da zehirin ciltten emilen eser miktarı hariç zaten tükürülür. Formaldehit, otopsi sırasında doku bozulmasını önlemek için kullanılan bir maddedir (fiksatif). Ancak dokuları sertleştirdiği ve koruduğu için, otopsiden sonra yapılacak bazı toksikoloji testlerinin hassasiyetini etkileyebilir. Yine de, bu madde bir zehirlenmeyi tamamen gizlemek için kullanılamaz. Formaldehitin varfarin zehirlenmesini "gizlemesi" gibi bir durum bilimsel olarak mümkün değildir. Toksikoloji testleri kan, idrar veya doku örneklerinde varfarin varlığını kolayca saptanır. Zehirlenme olasılığı filmde ilk akla gelen şey olduğu halde ekiplere her alakasız yere baktırdıkları halde diş fırçalarına mı baktırmadılar zehir şüphesi varken yani. Neymiş fırçayı fırçalama işlemi sonrası suya tuttuklarında temizlendiğinden bulunamıyormuş. Ufak atın arkadaş biraz ya. Her türlü fırçada izi bulunur, son derece de kolaydır üstelik. 11 Kişinin aynı saatte ölümü adli tıp uzmanları ve polisler için hemen bir zehirlenme şüphesi yaratır. Bu kadar çok vaka aynı zamanda geniş çaplı bir soruşturmayı tetikler. Senaryonun dramatik etki yaratmak için kurguladığı, gerçekçi olmayan bir olay örgüsü bu sadece. Tamamen uydurma, tamamen sallamadır ve adli tıp prosedürleriyle ve tıbbi gerçeklerle hiç örtüşmez. Filmin, temel tıbbi ve kriminolojik bilgileri göz ardı ederek hikâyeyi bu hatalar üzerine kurması, izleyicinin bu detaylara dikkat etmeyeceğini varsayıyor. Bu da filmin genel kalitesini düşürüyor çünkü bu seyircinin zekasını ve bilgisini küçümsemektir, saygısızlıktır. Filmde cinayetlerin arkasındaki motivasyonlar tam olarak netleşmiyor. Cezaevi müdürünün bu kadar karmaşık ve riskli bir planı, sadece kendi doğrusu ve adalet duygusu için yapması yeterince derinlemesine işlenmiyor-oturmuyor. Öyle küçük bir dokunuşla olmaz o işler. Komiserin katilin planını aslında çok basit ve hızlı bir şekilde çözmesi, senaryodaki gizem unsurunu zayıflatıyor. Hayır hangi yolla çözdün bunu sen düşünerek mi yani. Kimya ve farmakoloji bilgin bayağı uzman düzeyindeymiş yani. Çünkü kafasında kurmuş bunu sonradan gidiyor ve cesedi inceliyor. Bir komiserin adli bir tabibin yol göstermesi olmadan bunu düşünmesi ve çözmesi mümkün değil. Tür sinemasının beklentilerini karşılamak için bilimsel gerçekliği kurban eden bir yapım. Film, gerilim ve gizem yaratma çabasıyla öne çıkarken, senaryodaki büyük mantık boşlukları nedeniyle zaten eleştirilmekte. Kurgusal özgürlük bu hataları bile bile yapacak kadar ileriye gidemez. Gerçekliği gerçekler üzerinden kurabilmeleri gerekirdi. Tuhaf şeyler çok filmde. Komisere başgardiyanın öyle diklenmesi falan saçma. Her şeyi hackleyebilen birinin kadının basit bir blöfünü yiyim anlaşması da oldukça saçma. Tabi hapishanenin klostrofobik ortamını hissettirmek, mevzunun gizemini sona kadar koruyabilmek konusunda iyiydi. Oyunculuklar da senaryonun saçmalıklarını aşarak (hissediliyor bu) doğal zemine oturtmaya çalışmaları takdire şayan. Asuman Dabak rolü olmamış öyle otoriter konuşmalar bi ciddiyet falan, bunlar karton haddinden fazla. Ayrıca dosyanın kapanmasını gerçeğin ortaya çıkmasından bile açıkça fazla önemseyen birinin o rütbelere gelmiş olması da ayrı bir başlık konusu. Kullanılan araç gösterişli olsun diye ve Amerikan fimlerine öykünen yönüyle oldukça abesti. O araç Dodge Nitro ve sadece 2007-2012 yılları arasında üretildi. 2025 yılında 13 yaşında araba mı kullanıyor bunlar yani. 2,8 motor ve daha üst bir seçeneği de var yani dünyanın yakıtını da yakar yani. Burası Amerika değil bir memur onu seçmezdi. Hem eski hem çok yakacak bir aracı neden alsın ki insan. Fenerleri de aynen bir Amerikalının tuttuğu gibi dirseğini yukarı kırıp altından tutarak kullanıyorlar. Türkiyede ise kimse feneri o şekilde tutmaz. Biz o feneri neredeyse hep kolumuzu aşağıya sarkıtıp üstünden tutarız. Bu farklar bir sanat üretiminde son derece önemlidir. Böyle rezil bir köle kafasıyla öykünmeciliğin alemi yok yani, kusturmayın insanı. Genel olarak izlenir. Güzel diyelim. İzleyin kendi kararınızı verin.
Ben beğendim.