Bir macera yarışı takımının kaptanı, Ekvador ormanında 400 millik yarış sırasında yaralı bir köpekle karşılaşır. Adam onu besledikten sonra köpek yolun geri kalanında onu takip eder. Yarışın bitmesinin ardından kaptan, Arthur adını verdiği köpeği sahiplenmeye, onu İsveç'e götürmeye karar verir.
13 yaş altı izleyici kitlesi aile eşliğinde izleyebilir.
Çok duygulandım 😔
Hem yarışmacıların fiziksel mücadelesi hem de köpekle kurulan bağ beni beklediğimden daha fazla duygulandırdı. Filmin en büyük artısı, gerçek bir hikâyeden geliyor olması ve bu bağı oldukça samimi bir şekilde yansıtması; özellikle Arthur’un ekiple kurduğu o sessiz ama güçlü iletişim beni gerçekten etkiledi. Ama eksi olarak, bazı yerlerde dramatik anların fazla “formül” ilerlemesi ve birkaç sahnenin tahmin edilir olması, filmin etkisini biraz azalttı. Yine de genel olarak Arthur the King, hem sıcaklığıyla hem de motivasyonuyla izlerken yüzümü tebessüm ettiren, bitince de “iyi ki izlemişim” dediğim bir yapım oldu. 10/7
Benim kadar dass alamak bilmiyen birin ağlatisa yemin ederim izlemeden olme derim
bana göre güzel bir film
Yarısına kadar sıkıcıydı açıkçası sonra bir bakmışım ağlıyorum çok beğendim
mükemmel bir film, tavsiye ediyorum benim puanım 8
çok iyi değildi 10/6
Evet nihayet severek yorum yapılabilecek bir film. Gerçek hayattan alınması ve Mark WAHLBERG gibi usta bir oyuncunun sergilediği çalışma filmi çok iyi bir yerlere taşıyor. Azmin ve kararlılığın inanılmaz öyküsü. Film iki sahnede insana müthiş bir mesaj veriyor. Birincisi kano kaptanının ARTHUR için küreği sudan çıkarması ve diğeri de (ZATEN FİLMİN İNSANI KOPARAN SAHNESİ) Arthur'un veteriner kliniğinde son anlarında kolunu kaptanın koluna koyması. İzleyiniz lütfen. Mükemmel bir dayanışma öyküsü.
Güzel filmdi. Teşekkürler
Eh iste fena sayilmaz.Paylasim icin tesekkürler.